Doç. Dr. Yusuf DURLU




left scroll arrow

Retina ve Makula Hastalıkları Doçent Doktor Yusuf Durlu


1.Ekim.2009 tarihi itibarıyla İstanbul Kadıköy Caddebostan Bağdat caddesi No:257 de faaliyet gösteren VENİ VİDİ GÖZ MERKEZİ'nde
( Tel: 0216-411-2050 ) çalışmaktadır.

Adres ve diğer detaylar için tıklayınız.

Doç.Dr.Yusuf DURLU


İlk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Koleji'nde tamamladı (1976).

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu (1982). Göz hastalıkları asistanlığına 1984 yılında başladı. Japonya Hükümeti Bilim ve Eğitim Bakanlığı'nın Monbusho araştırma bursunu kazanarak Tohoku Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda şeker hastalığına bağlı göz dibi kanamaları ve tedavisi konusunda çalıştı (1987-89). 1990 yılında göz hastalıkları uzmanı oldu.

Amerika Birleşik Devletleri Cleveland’da, Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Bölümü’nde burslu araştırma görevlisi olarak retina (ağ tabaka) reseptörleri konusunda çalışmalarına devam etti (1990-91). İstanbul'da göz hastalıkları uzmanı olarak çalıştı (1991-93).

1993-96 yılları arasında, Japonya Tohoku Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda öğretim üyeliği yaptığı süre içerisinde, retina pigment epiteli hücre kültürü ve nakli konusundaki araştırma projelerinin sorumlusu olarak çalıştı. Tıp literatüründe ilk kez yayınlanan özgün çalışmasıyla, dondurulmuş retina hücresi kullanarak, retina nakli ameliyatları yapılabileceğini kanıtladı (Transplantation of retinal pigment epithelium using viable cryopreserved cells. Y.K.Durlu, M.Tamai. Cell Transplantation 1997, vol.6(2), s. 149-162).

Retina konusunda yaptığı araştırma çalışmaları nedeniyle uluslararası üç ödül ve iki bursa layık görüldü. 1996’da Doçent oldu. Ankara ve İstanbul'da özel sağlık kurumlarında çalıştı (1997-2009).

İsviçre’de 30.Eylül-5.Ekim.2002 ve Avustralya'da 23-28.Ağustos.2004 tarihleri arasında yapılan 10. ve 11.Uluslararası Retina Dejeneresansı Sempozyumu'nda Danışma Kurulu Başkanlığı yaptı.

Uluslararası dergi ve kitaplarda yayınlanmış çalışmaları bulunmaktadır. 30.Eylül.2009 tarihinde alınan verilere göre daha önce yayınlanmış uluslararası çalışmalarına 261 kez atıf yapıldığı bildirilmiştir.

-- Duyurular --

Biyonik Göz Nasıl Çalışır ?
ABD Doheny Göz Enstitüsü'nden Doç.Dr.R.Agrawal biyonik göz olarak bilinen epiretinal implantlarının çalışma prensibini açıkladı.Devamı..
Sigara ve Sarı Nokta Hastalığı ?
Sigaranın sadece akciğer kanserine neden olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Bir çok başka hastalığın yanında gözdeki sarı nokta hastalığı da sigara içmeyenlere göre daha sık gözükmekte ve hastalığın seyrini olumsuz etkilemektedir.Devamı..
Biyonik Göz Sempozyumu İlgiyle Karşılandı
Doç.Dr.Yusuf DURLU moderatörlüğünde, biyonik göz konusunda ülkemizde ilk kez düzenlenen uluslararası sempozyum 7.Haziran.2008 tarihinde yapıldı.Devamı..

Retina'nın (ağ tabaka) özellikleri nelerdir?


Retina ve Makula Hastalıkları Doçent Doktor Yusuf Durlu

Retina, göz küresinin arka duvarında yerleşik, fotoreseptör (ışık algılayıcı) ve sinir hücrelerinden oluşan görmenin başladığı tabakadır. Yukarıda gösterilen resim, red free filtreyle çekilmiş normal bir dijital retina fotoğrafıdır. Görme çok karmaşık bir olaydır.
Görmenin oluşabilmesi için optik ortamların (kornea, göz içi sıvıları ve lens) saydam, retina, optik sinir, üst görme yolları ve beyindeki görme merkezinin de işlevini yerine getirmesi gerekir. Bu yollardaki herhangi bir aksaklık, görmemizi etkiler ve hastalık derecesine göre körlükle sonuçlanabilir.

Retina hastalıklarının görülme sıklığı nedir?

Retina hastalıkları toplumda sık olarak görülür. En sık olanı şeker hastalığına bağlı retina hastalığıdır. Diabetik retinopati olarak ta bilinir. Toplumda şeker hastalığına bağlı körlük oranı katarakt hastalığından sonra ikinci sıradadır. Ayrıca hipertansiyona bağlı retina kanamaları ve sızıntı, retina yırtıkları, retina dekolmanı ve kalıtımsal retina hastalıkları da az görme ve körlüğe neden olan hastalıklar arasındadır.

Retina hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Damlalı gözdibi muayenesini de içeren detaylı göz muayenesi, göz anjiosu (FFA/İSYA), elektrofizyoloji (ERG-EOG-VEP) ve optik koherens tomografi ile retina hastalığının neden kaynaklandığı ve mümkünse hangi tedavi yönteminin uygulanacağına karar verilir.

Retina hastalıkları nasıl tedavi edilir?

Kalıtımsal retina hastalıklarının (en sık halk arasında tavuk karası hastalığı olarak bilinen retinitis pigmentosa ve retina distrofileri) tedavisi yoktur. Biyonik göz çalışmaları konusundaki bilgiyi diğer sayfadan alabilirsiniz. Retina hastalığı, şeker hastalığına bağlıysa, gerekirse, argon lazer tedavisi veya vitreo-retinal cerrahi uygulanabilir. Eğer retina yırtığı ve deliği, lattis retina dejeneresansı ve retina damar tıkanıklıkları varsa argon lazer tedavisine karar verilebilir. Yırtıklı retina dekolmanlarında cerrahi tedavi uygulanır.

Şeker Hastalığına Bağlı Retina-Makula Rahatsızlığı

Şeker hastalığının, toplumun en az 3%’ünü etkilediği bildirilmiştir. A.B.D.’nde yapılan çalışmalar bu oranın yıllar içinde giderek arttığını ve 6%’ya kadar çıktığını göstermektedir. Ülkemizde ise 4-5 milyon arasında şeker hastası olduğu tahmin edilmektedir. Sadece İstanbul ve çevresinde 1 milyon kişide şeker hastalığı ve her üç şeker hastasından birisinin gizli şeker hastası olduğunu belirtirsek, toplumun bu konuda aydınlatılmasının ne kadar önemli olduğu aşikardır.

Şeker hastalığı olanlarda gözdeki ağ tabakası(retina) ve sarı nokta(makula)'nın etkilenme sıklığı 40% ‘tır. Bu nedenle ülkemizde iki milyon kişide şeker hastalığına bağlı ağ tabakası rahatsızlığı (diabetik retinopati) olduğu düşünülmektedir. Bu oranların yüksekliği, şeker hastalığının çok ciddi bir toplum sağlığı sorununa yol açtığının göstergesidir.

Screenshots

  • Yusuf Durlu
  • Retine ve Makula
  • Retina ve makula
  • Yusuf Durlu
Retina ve Makula Hastalıkları Doçent Doktor Yusuf Durlu

Makula (sarı nokta) bölgesinin özellikleri nelerdir?

Makula, göz küresinin arka duvarında bulunan ağ tabakanın (retina) merkezi bölgesine verilen isimdir. İçerdiği pigmentin sarı olmasından dolayı sarı nokta olarak bilinir. Yukarıdaki resimde, normal bir dijital retina fotoğrafının merkezinde bulunan makula bölgesi, sizin kolay farkedebilmeniz için sarıya boyanmıştır. Sarı nokta hastalıkları bu bölgede görülür. Retina'nın çok özel işlevleri olan bir bölgesi olarak ta tanımlanabilir. Keskin ve renkli görmeyi, ışığa karşı kontrast hassasiyetini sağlayan çok önemli bir bölgedir. Bu nedenle, sarı nokta hastalıklarının ileri döneminde merkezi görme kaybı nedeniyle, okuma-yazma güçlüğü, araba kullanırken ve televizyon seyrederken zorluk, tek başına evden dışarı çıkamama, bakarken kişilerin yüzlerinin seçilememesi, nesneleri gri tonda silüet halinde görme gibi yakınmalar ortaya çıkar.

Sarı nokta hastalıklarının görülme sıklığı nedir?

Sarı nokta hastalıkları da toplumda özellikle 50 yaş üstü grupta sık olarak görülür. 75 yaş üstü kişilerde her 4-5 kişiden birisinde, 85 yaşında ise her iki kişiden birisinde yaşa-bağlı makula hastalığının belirtileri gözlenir. A.B.D.'de 60 yaş üstü kişilerde körlüğe en sık yol açan hastalık yaşa-bağlı makula hastalığıdır.

Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığı (yaşa-bağlı makula dejeneresansı) dışında sarı nokta hastalığına neden olan diğer hastalıklar hangileridir?

Sarı nokta hastalığının toplumdaki en sık nedeni yaşa-bağlı makula dejeneresansıdır. Daha seyrek olarak şeker hastalığına bağlı makula ödemi (diabetik makulopati), miyopiye bağlı sarı nokta hastalığı (miyopik makulopati), ağ tabakasındaki damar tıkanıklıklarına bağlı makula ödemi, kalıtımsal sarı nokta hastalıkları (makula distrofileri), anjioid streaks hastalığı ve presumed oküler histoplasmozis sendromu (POHS) da sarı nokta hastalığına yol açarak kalitesiz görme ve körlüğe neden olabilir.

Sarı nokta hastalıkları nasıl teşhis edilir?

Damlalı gözdibi muayenesini de içeren detaylı göz muayenesi, göz anjiosu (sarı ilaçlı göz anjiosu, Floreseein Fundus Anjiografi-FFA ve yeşil ilaçlı göz anjiosu, İndosiyanin Yeşil Anjiografi-İSYA) ve optik koherens tomografi (OCT3, makula tomografisi) ile sarı nokta hastalığının tipi ve hangi tedavi yönteminin uygulanacağına karar verilir.

Sarı nokta hastalıkları nasıl tedavi edilir?

Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığında (kuru ve ıslak tip makula dejeneresansı veya dejenerasyonu) koruyucu anti-oksidan tedavi verilir. Anti-oksidan tedavi, doktor kontrolünde yüksek doz A, C, E vitaminleri ve çinkonun ağızdan hap şeklinde verilmesidir. AREDS çalışmasına göre, yapılacak anti-oksidan tedavinin hastalığın ileri dönemine geçiş riskini 25% oranında azalttığı bildirilmektedir.

Eğer sarı nokta hastalığı ıslak tip ise, ki bu sıklıkla yaşa-bağlıdır, tedavi seçenekleri klasik lazer, fotodinamik tedavi, ve/veya göziçine anti-VEGF ilaç enjeksiyonu tedavisidir. Kuru tip sarı nokta hastalığında klasik lazer, fotodinamik tedavi ve göziçine ilaç enjeksiyonu tedavi yöntemleri uygulanmaz.
Islak tip sarı nokta hastalığında ise, eğer ıslaklığa neden olan yeni damar gelişimi sarı noktanın merkezinin (fovea) dışındaysa klasik lazer (argon lazer) uygulanabilir. Fotodinamik tedavi ve/veya göz içine anti-VEGF ilaç enjeksiyonu (pegaptanib, bevasizumab veya ranibizumab) tedavisi, sarı noktanın merkezinde yeni damar oluşumu gelişen ıslak tip sarı nokta hastalıklarında uygulanır. Sarı nokta hastalığının nedenlerine göre hangi tedavinin uygulanacağına yapılacak tetkikler sonucunda karar verilir.

<< YAŞA-BAĞLI MAKULA DEJENERESANSI SEMPOZYUMU İçin Tıklayın >>

I.YAŞA-BAĞLI MAKULA DEJENERESANSI SEMPOZYUMU-DÜNYA GÖZ HASTANESİ İSTANBUL
Doç.Dr.Yusuf DURLU, Prof.Dr.Makoto TAMAİ, Prof.Dr.Evangelos GRAGOUDAS, Prof.Dr.İoannis PALLİKARİS 10.Aralık.2005 tarihinde Dünya Göz Hastanesi'nde I.Yaşa-bağlı Makula Dejeneresansı Sempozyumu düzenlendi. Amerika Birleşik Devletleri Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof.Dr.Evangelos Gragoudas ve Japonya Tohoku Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof.Dr.Makoto Tamai sempozyumda konuk öğretim üyesi olarak katıldılar.

Retina ve Makula Hastalıkları Doçent Doktor Yusuf Durlu

Sempozyumun ilk bölümünde, Girit Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ioannis Pallikaris'in moderatörlüğünde ve Prof.Dr.Gragoudas tarafından sunulan konferansta, yaşa-bağlı makula dejeneresansının ıslak tipinde kullanılan tedavi seçeneklerinin arttığı özellikle vurgulandı. Bunlardan fotodinamik tedavinin 2000 yılında uygulamaya başlandığı, diğer bir yöntem olan göz içine ilaç (pegaptanib) enjeksiyonunun ise 2004 yılında FDA tarafından onaylanarak tedavi protokolleri arasında yer aldığı belirtildi. 2006 yılında ise tedavide başka bir anti-VEGF ilacının daha uygulamaya başlanacağı ve artık bu hastalığın tedavisinde görme kaybı hızının durdurulmasından ziyade görmenin aynı seviyede kalmasının sağlandığı hatta görme artışı sağlanmasının bir sonraki hedefleri olduğu anlatıldı.
Prof.Dr.Tamai ise yeni yüzyılda yaşa-bağlı makula dejeneresansında amaçlanan tedavi yönteminin henüz ideal olmadığını, fakat retinaya hücre transplantasyonu, gen ve yapay retina teknolojileri uygulamalarının çok yakın bir gelecekte daha yaygın olarak kullanılabileceğine inandığını ifade etti. Tohoku Üniversitesi'nde yaşa-bağlı makula dejeneresansının ıslak tipinde yapmış olduğu 72 hastanın sonuçlarını da açıklayan Dr.Tamai, ikinci faz klinik çalışmalara çok yakın bir zamanda başlanacağını ve yaklaşık 3 yıl süreceğini anlattı.
Sempozyumun moderatörü olan Doç.Dr.Durlu ise yaptığı konuşmada, 2000'li yıllardan sonra yaşa-bağlı makula dejeneresansının tedavi seçeneklerinin arttığını ve bundan da hastaların fayda gördüğünü, fotodinamik tedavi ve göz içine ilaç enjeksiyonunun Dünya Göz Hastanesi'ndeki sonuçlarının uluslararası sonuçlarla paralellik gösterdiğini belirtti. Dr. Durlu, sarı nokta hastalığının tedavisindeki gelişmelerin çok hızlı olduğunu, fakat henüz deneme aşamasında olan alternatif tedavi yöntemlerinden retinaya hücre nakli ve yapay retina (biyonik göz) yöntemlerinin, ülkemizde uygulanması için onay alınmasının beklenilmesi gerektiğini açıkladı.

Sarı Nokta Hastalığı Tedavisinde Göziçine İlaç Enjeksiyonları

Yusuf DurluGöziçine ilaç (pegaptanib) enjeksiyonu tedavisi, 17.Aralık.2004’te ABD.’nde, FDA tarafından onaylanmıştır. Göz içine iğne yoluyla verilen anti-VEGF ilaç tedavisinin, sarı nokta hastalığının ıslak tipinde fotodinamik tedavi dışında ayrı bir tedavi seçeneği oluşturması önemli bir gelişmedir. Aslında, göz içine ilaç enjeksiyonları (antibiyotikler ve kortizon) göz iltihaplarında 30 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Fakat, sarı nokta hastalıklarında kullanılması ise yeni ve çığır açan bir buluştur.

Klinik olarak kullanılan anti-VEGF ilaçları 3'e ayrılır;
1-Pegaptanib (Ticari adı: Macugen)
2-Bevacizumab veya bevasizumab (Ticari adı: Altuzan, Avastin)
3-Ranibizumab (Ticari adı: Lucentis)

Anti-VEGF tedavileri, lazer tedavisinden farklı özellikleri içinde bulunduruyor;

Anti-VEGF tedavisi nasıl yapılır?

Pegaptanib, bevasizumab veya ranibizumab ilaçlarından herhangi birisi göz içine enjeksiyon yoluyla verilir. Göz, uygulama sırasında damla anestezisiyle uyuşturulur. Hasta, uygulama sonrası koruyucu antibiyotik içeren göz damlaları verilerek evine gönderilir. İşlem, ameliyathanede yapılır, kısa süreli ve ağrısızdır.

Pegaptanib nedir ve etki mekanizması nasıldır?

Göz arkasında yeni damar oluşumunu engelleyen bir anti-VEGF ilacıdır. Pegaptanib'in, diğer anti-VEGF ilaçlarından olan bevasizumab ve ranibizumab'tan farkı genetik mühendisliğinin sonucu üretilen bir çeşit protein (aptamer) oluşudur.

VEGF (vasoendothelial growth factor) nedir?

VEGF, göz arkasındaki göz hücreleri tarafından hastalık durumunda salgılanan ve yeni damar oluşturan bir proteindir. Anti-VEGF ise yeni damar oluşumunu engelleyen bir maddedir. Bazı hastalıklarda gelişen, retina ve makuladaki yeni damarlar (neovaskülarizasyon) kanamaya neden oldukları için körlüğe yol açmaktadırlar. Bu hastalıkların başında, yaşa-bağlı sarı nokta hastalığı, diabete bağlı ağ tabakası hastalığı (diabetik retinopati) ve retina damar tıkanıklıkları gelmektedir.

Pegaptanib ilacı ne şekilde ve hangi sıklıkta uygulanmaktadır?

Pegaptanib ilacı göz içine (intravitreal), iğne yoluyla verilmektedir. Göz içine altı hafta aralıklarla enjekte edilen ilaç sarı noktadaki yeni damar gelişimini durdurarak görmenin azalmasını engellemektedir.

Bevasizumab nedir?

VEGF proteinine karşı bir antikordur. Pegaptanib gibi göz içine verilmektedir. Pegaptanib 6 haftada bir verilirken, bevasizumab ayda bir göz içine verilmektedir. Sarı nokta hastalığının ıslak tipinde kullanılmaktadır. Kalın bağırsak kanserleri tedavisinde de kullanılır. Ülkemizde, ABD ve Avrupa ülkelerinde ıslak tip makula hastalıklarının tedavisinde de göz içine ilaç enjeksiyonu şeklinde kullanıldığı bilinmektedir.

<< Sonraki Sayfa >>

Ranibizumab nedir?

FDA’dan 30.Haziran.2006’da onay alan ikinci anti-VEGF ilacı olup, bileşimi bevacizumab gibi antikordur. Uygulaması aylık aralarla ıslak tip yaşa-bağlı makula dejeneresansında yapılır. Uygulanan hastaların %90’ında görmeyi koruduğu bilidrilmiştir. Yan etkileri arasında, gözde kızarıklık, ağrı, sinek uçuşmaları, göziçi basınç artışı ve göziçi iltihabıdır. Ekim 2006'da yayınlanan bir makaleye göre ıslak tip sarı nokta hastalarında kullanımı fotodinamik tedaviye göre daha iyi sonuçlar vermektedir.

Pegaptanib/Bevacizumab/Ranibizumab (Anti-VEGF ilaçları) şu anda hangi hastalıklarda kullanılmaktadır?

Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığının ıslak tipinde kullanılmaktadır. Retina damar tıkanıklıklarında ve şeker hastalığındaki sarı nokta ödemi (kalınlaşması) tedavisinde kullanımı olumlu sonuç vermektedir. Sarı nokta altındaki yeni damar oluşumu yapan diğer göz hastalıklarında da kullanılabileceği bildirilmiştir.

Anti-VEGF ilaçları ne şekilde ve hangi sıklıkta uygulanmaktadır?

Pegaptanib ilacı göz içine (intravitreal), iğne yoluyla verilmektedir. Göz içine dört-altı hafta aralıklarla enjekte edilen ilaç sarı noktadaki yeni damar gelişimini durdurarak görmenin azalmasını engellemektedir.

Göziçine ilaç enjeksiyonu tedavisinin komplikasyonları nelerdir ve hangi sıklıktadır?

Her tedavi yönteminde olduğu gibi anti-VEGF ilaç enjeksiyonu tedavisinde, nadir de olsa bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. En önemli komplikasyonu endoftalmidir (göz içi iltihabı) ve ilaç verilenlerin 1%’inde gözlenmiştir. Ayrıca, az oranda geçici göz içi basıncı yükselmesi, katarakt ve retina dekolmanı gibi riskleri bulunmaktadır.

Islak tip sarı nokta hastalığında göz içine ilaç enjeksiyonu tedavisinin amacı nedir?

Makula hastalıklarındaki diğer tedavi yöntemlerinde olduğu gibi göziçine iğne tedavisindeki amaç, sarı nokta hastalığının durdurulmasıdır. Bu nedenle görme kaybının ve görme kalitesindeki bozulmanın engellenmesi nihai hedeftir.

Anti-VEGF tedavisi Türkiye’de uygulanıyor mu?

Evet, ilaçlar Sağlık Bakanlığından ruhsat almış olup uygulanmaktadır.

Göziçine ilaç enjeksiyonu tedavisinin fotodinamik tedaviye göre üstünlüğünden söz edilebilir mi?

Evet, göziçine iğne tedavisinin fotodinamik tedaviye üstünlüğü, daha çok ıslak gizli yapı gösteren geniş kanamalı sarı nokta hastaları için tercih nedeni olmasıdır.

Göziçine ilaç enjeksiyonu tedavisiyle fotodinamik tedavi beraber uygulanabilir mi?

Evet, bu konuda karar doktor tarafından verilir. Uygun olgularda, aynı zamanda veya belirli aralıklarla uygulanabilir.

Kortizon türevlerinin uygulamasının sarı nokta hastalığındaki faydası nedir?

Kortizon türevlerinden olan triamsinolon ve anekortav, göziçine veya göz arkasına enjeksiyon yoluyla verilebilir. Sarı nokta hastalığının ıslak tipinde pegaptanib ve fotodinamik tedaviyle birlikte uygulanabilir. Alternatif tedavi yöntemlerinden sayılmaktadır. FDA'dan onay aşamasındadır.

MAKULA (SARI NOKTA) Hastalıkları Tedavisi

Yusuf Durlu

Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığı A.B.D.’nde 60 yaşından sonra gözlenen en sık körlük nedenidir. Makula (sarı nokta, sarı benek, sarı leke, macula lutea) bölgesi retinanın merkezinde bulunur; keskin görmeyi, renkli görmeyi ve kontrast hassasiyetini sağlar. Bu nedenle yaşa-bağlı makula dejeneresansında görme azalır, eğri görme ortaya çıkar, renkli görme ve ışık şiddetinin algılanması bozulur. Sarı nokta hastalığının ileri döneminde hastalar kitap okuyamaz, yazı yazamaz, araba kullanamaz ve televizyon seyredemezler. Yaşam kalitesini olumsuz şekilde ve önemli ölçüde etkileyen bu hastalığın, ülkemizde aslında sanıldığından daha çok görüldüğü bilinmektedir. Bazı katarakt ameliyatlarından sonra arzu edilen görüşün sağlanmamasının nedeni de aslında sarı nokta hastalığıdır.

Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığı 50 yaşından sonra görülür, ve yaşın ilerlemesiyle görülme sıklığı artar. Örneğin 75 yaşın üzerinde her 4-5 kişiden birisinde bu hastalığın belirtileri vardır. Hastalığın nedeninin yaşlılığın doğal bir süreci olduğu kabul edilmekle beraber genetik etkenlerin önemi unutulmamalıdır. Islak tip hastalarda retina altında gelişen yeni damar oluşumu ve zarlardan sızıntıyla beraber kanama riski vardır. Sızıntının uzun süre devam etmesi ve kanamaların tekrarlamasıyla retinadaki görmeyi sağlayan hücrelerin çalışması bozularak görme kaybına yol açar.

Yaşa bağlı makula dejeneresansı hastalığında bugüne kadar çeşitli alternatif tedavi yöntemleri uygulanmıştır. Bunlar sırasıyla yüksek doz antioksidan A, C, E vitaminleri ve çinko verilmesi, retina pigment epiteli dokusunun nakli, klasik lazer, fotodinamik tedavi ve göz içine anti-VEGF iğne tedavisidir.

ABD'nde FDA tarafından 2004 yılı sonunda onaylanan Pegaptanib tedavisinin sarı nokta hastalığının ıslak tipinde fotodinamik tedavi dışında ayrı bir tedavi seçeneği oluşturması önemli bir gelişmedir.

Sarı nokta hastalığının ıslak tipinde uygulanmaya başlanan, son yıllardaki en önemli gelişme ise göz içine anti-VEGF iğne tedavisidir. Anti-VEGF ilaçları; pegabtanib, bevacizumab ve ranibizumab'tır. Sarı nokta hastalığının ıslak tipinde, anti-VEGF tedavisinin fotodinamik tedaviye göre daha iyi sonuçlar verdiği, yapılan son çalışmalarda bildirilmektedir. Bu tedavi yöntemiyle ilgili detaylı açıklamalar, web sitemin ilaç enjeksiyonu sayfasında yapılmıştır.














<< Sonraki Sayfa >>

MAKULA (SARI NOKTA) Hastalıkları Tedavisi - 2

Klasik laser uygulamasından tamamen farklı prensipleri olan ve soğuk lazer veya smart lazer (akıllı lazer) uygulaması olarak ta bilinen fotodinamik tedavi ise ilk kez 1995 yılında A.B.D.'de klinik olarak uygulanmış ve olumlu sonuçların alınmasıyla birlikte 13 Nisan 2000'de F.D.A.'dan onay alarak, yaşa bağlı makula dejeneresansının çoğunlukla görme azlığı yapan eksüdatif (yaş) tipinin tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır.

Fotodinamik tedavi, özel bileşimde bir ilacın (verteporfin) toplardamar yoluyla 10 dakika süre içinde zerkedilmesini takiben, 5 dakika sonra 689nm dalgaboyunda soğuk lazerin sarı nokta bölgesine 83 saniye uygulanmasıyla biter.Uygulama sırasında genel veya lokal anestezi uygulanmaz, damlayla uyuşturularak yapılır. Lazer uygulaması ağrısızdır. Fotodinamik tedavi yapılacak olguda damar yoluyla verilen verteporfin ilacı, onbeş dakika sonra gözdeki hastalıklı dokuda toplanır. Göz dışından uygulanan özel bir laser (689nm dalga boyu) ışığı yardımıyla ilaç 83 saniyede etkili hale gelerek dokudaki serbest oksijeni açığa çıkarır. Açığa çıkan serbest oksijen ise hastalıklı dokuyu tahrip eder. Hastalıklı dokuya komşu olan gören tabakaya (retina) yan etkisi olmayan ilacın lazer’le etkileşerek hastalıklı dokuyu yok etmesi çok önemli bir gelişmedir. Klasik uygulamadaki lazer, ısı etkisiyle retina dokusunu bazı hastalarda tahrip edebiliyordu. Fotodinamik tedavide kullanılan lazer’de ise ısı etkisi yoktur.

Fotodinamik tedavi yönteminin yan etkileri çok azdır, ve tedavi uygulanan hastalarda 2% oranında görülebilir. Fotodinamik tedavi sonrası bildirilen yan etkiler; geçici görme bozuklukları, ışığa hassasiyet, koldaki enjeksiyon yerinde ödem ve kanama, bulantı-kusma, sırt-bel ağrılarıdır. Fotodinamik tedavi, porfiri hastalarında, ileri derecede karaciğer yetmezliği ve verteporfin ilacına aşırı hassasiyeti olan kişilere uygulanamaz. Kullanılan verteporfin ilacı karaciğerden atılır. Fotodinamik tedavi uygulanacak hastada kontrol edilemeyen hipertansiyon varsa Kardiyoloji, böbrek yetmezliği varsa Nefroloji konsültasyonları gerekir.

Hasta, fotodinamik tedavi sonrası belirlenen sürelerde kontrol muayenelerine gelir. 3 ay sonra yapılacak kontrolünde tekrar göz anjioları çekilir ve gerekirse mükerrer seans fotodinamik tedavi uygulanır. Hastaya, hastalığının özelliklerine göre gerekirse 5-6 seansa kadar fotodinamik tedavi uygulanabilir. Fotodinamik tedavi uygulanan hastanın en az iki yıl süreyle izlenmesi gereklidir. Fotodinamik tedavinin amacının, hastalığın ilerlemesinin durdurulmasına ve olumsuz etkilerinin geciktirilmesine yönelik olduğu özellikle vurgulanmalıdır. Bu nedenle, fotodinamik tedavi sonrası yaşam kalitesinin korunması hedef olarak algılanmalıdır.

Fotodinamik tedavi uygulamasının, yaşa bağlı makula dejeneresansı hastalığının yaş (ıslak) tipinde, makula altında yeni damar oluşumu bulunan miyopi ve presumed ocular histoplasmosis (POHS) hastalarında, olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Fotodinamik tedavi sonuçlarımız, Uluslararası Danışma Kurulu Başkanlığı'yla onurlandırıldığım ve İsviçre Zürih'te 30.Eylül-5.Ekim.2002 tarihleri arasında yapılan X.Uluslararası Retina Dejeneresansı Sempozyumu'ndaki panelde sunulmuştur. Yeni damar gelişimine yol açan makula hastalığının erken tanısı ve hasta seçimi uygun yapıldığı takdirde, fotodinamik tedavi'nin faydalı olduğu ve yaşam kalitesinin olumlu açıdan devamına katkıda bulunduğu bildirilmektedir.






<< Önceki Sayfa >> - << FOTODİNAMİK TEDAVİ UYGULAMA AŞAMALARI >>

FOTODİNAMİK TEDAVİ UYGULAMA AŞAMALARI

Screenshots

    Yusuf Durlu Yusuf Durlu
    1.AŞAMA-MUAYENE
    Fotodinamik tedavi yapılması planlanan hastanın göz muayenesi sırasında öncelikle görme keskinlikleri ölçülür.
    1.AŞAMA-MUAYENE
    Göz muayenesinin diğer aşamalarına geçilerek, sırasıyla biomikroskopi muayenesi, göz tansiyonu ölçümü ve damlalı gözdibi muayenesi tamamlanır.
    Yusuf Durlu Yusuf Durlu
    2.AŞAMA-TETKİK
    Damlalı gözdibi muayenesini takiben dijital yöntemle makula bölgesini içine alan retina fotoğrafları, floressein fundus anjiografi (FFA, sarı ilaçlı göz anjiosu) ve indosiyanin yeşil anjiografi (İSYA, yeşil ilaçlı göz anjiosu) çekilir. FFA ile makula ve retina dokusu ve damarsal yapısı, İSYA ile sarı noktadaki gizli damar oluşumları gözlenir. Dijital göz anjio resimlerinde çıkan sonuçlar değerlendirilir, yeni damar oluşumunun boyutları ve fotodinamik lazer parametreleri hesaplanır.
    2.AŞAMA-TETKİK
    Optik Koherens Tomografi (OCT3, sarı nokta tomografisi) yöntemiyle sarı noktanın altındaki yeni damar gelişimi, sıvı toplaması ve birikintiler saptanır. Bu yöntem klasik tomografiden tamamen farklı bir yöntemle çalışır, invaziv değildir, bu nedenle radyasyon riski içermez. Sarı nokta bölgesinden mikron düzeyinde kesitlerin alınması nedeniyle çok hassas bir inceleme olanağı sağlar.
    Yusuf Durlu Yusuf Durlu
    3.AŞAMA-FOTODİNAMİK TEDAVİ
    Göz muayenesi ve tetkikler tamamlandıktan sonra, verteporfin (visudyne) ilacının, hastanın kolundaki toplardamardan 10 dakika süreyle verilmesini takiben, 5 dakika sonra göz damlayla uyuşturulur ve gözdışına geçici olarak yerleştirilen özel bir mercek vasıtasıyla, sarı noktada hastalığı olan bölgeye 83 saniye süreli lazer uygulanarak fotodinamik tedavi tamamlanır. Fotodinamik tedavi süresi 15 dakikadır. Genel veya lokal anestezi uygulamasına gerek yoktur. Hasta, uygulama sırasında ağrı duymamaktadır. Bazı hastaların ilacın verilmesi sırasında geçici bel ağrısı duydukları bildirilmektedir. Bel ağrısının ilaca bağlı idiosenkrazi reaksiyonu olduğu ve ilacı verdikten sonra ağrının kaybolduğu gözlenmiştir. Çok nadiren de olsa kaşıntı ve diğer allerjik bulguların ortaya çıkabileceği bilinmektedir.
    4.AŞAMA-IŞIKTAN KORUNMA
    Fotodinamik tedavi sonrası, gözleri ışıktan korumak için iki gün süreyle özel gözlük takılır. Cildin de güneş ve ışıktan korunması gereklidir. Hasta, fotodinamik tedavi sonrası iki gün evinde istirahat eder, güneşle temas etmez ve dışarıya çıkamaz. Banyo yapabilir, fakat evindeki kuvvetli ışık kaynaklarını ve özellikle halojen lambaları kapatmalıdır. Kendi kullandığı gözlüğün üzerine, fotodinamik tedavi sonrası verilen özel gözlüğü takarak, televizyon seyredebilir ve okuyup yazabilir. Hastanın, sabah kalktıktan sonra gece uykuya kadar tedavi sonrası verilen özel gözlüğü iki gün süreyle devamlı takması gereklidir.

Biyonik Göz

Yusuf DurluBundan çok değil, 20 yıl önce biyonik göz’ü düşünmek bir hayalden öteye gidemezdi. A.B.D.’nde kör hastalar üzerinde yapılan biyonik göz uygulamalarında büyük ilerleme kaydedildi. Henüz sınırlı sayıda hasta üzerinde yapılan çalışmalarda ilk sonuçların olumlu olduğu ve hastalarda görme yeteneğinin arttığı bildirilmektedir. Fakat, henüz deneme aşamasında olan biyonik göz uygulamalarının körlüğün tedavisinde yeni bir yöntem olarak uygulanabilmesi için daha kesin verilere gereksinim bulunmaktadır.
Biyonik göz, görme yolları üzerinde bulunan sinir hücrelerinin bir çeşit elektrik akımıyla uyarılması temeline dayanır. Görme işlevi, ışığın gözün saydam ortamlarından (kornea-lens-göz içi jeli) geçtikten sonra retina’ya (ağ tabaka) gelmesiyle başlar. Fakat ışığın retinaya gelmesi görmenin oluşabilmesi için yeterli değildir, aynı zamanda retinanın, görme sinirinin, beyin içindeki görme yollarının ve kafatasının arkasındaki görme merkezinin de sağlam olması gerekir. Görme olayı neden bu kadar karmaşık ve görebilmemiz için neden bu kadar uzun yol gerekir bilinmez, ama bilinen bir gerçek var ki bu yollardaki en küçük bir aksama veya hastalık görme işlevini olumsuz yönde etkiler.

Görsel protez (biyonik göz) yerleştirildiği yere göre çeşitli isimler alır; bunlar sırasıyla epiretinal (retina önü), subretinal (retina altı), optik sinir ve kortikal görsel protezlerdir. Körlüğün nedenine göre protez seçimi yapılır. Örneğin, körlüğün nedeni sarı nokta hastalığı (makula dejeneresansı) veya tavuk karası hastalığıysa (retinitis pigmentosa), retina protezi kullanılır. Eğer körlüğün nedeni görme sinirinde, beyindeki tümör, iltihap ve damar hastalıklarına ve travmaya bağlıysa optik sinir veya kortikal protez seçimi yapılır.

Retina protezlerinin bir çeşidi olan yapay silikon retina uygulaması, insanlarda F.D.A. kontrolünde bir pilot çalışmayla A.B.D.’nde başlamış olup, retinitis pigmentosa (tavuk karası hastalığı) hastalığı nedeniyle kör olan 40-70 yaş arasında 8 erkek, 2 kadın toplam 10 hastaya Dr.Chow tarafından uygulanmıştır.
Uygulanan retina protezinin çapı 2 mm, kalınlığı 25 (0.025mm) mikrondur. 5000 solar yapay hücre (mikrofotodiod), göz dışından gelen ışığı elektrik enerjisine çevirerek hastanın retina hücrelerini uyarır ve ışığın algılanmasını sağlar. İlk sonuçlar ümit vermiş ve hastalarda görme yeteneği artmıştır. Görme artışının, yapay silikon retinanın, hastanın retinası üzerinde nörotrofik (sinir iyileştirici-geliştirici) etki yaparak oluştuğu düşünülmektedir. İlk uygulaması 3 yıl önce yapılan yapay silikon retina ameliyatlarında, görme artışı cerrahiden sonra bir ay içinde gözlenir. 6. ay-1 yıl arasında ise görme artışı belirginleşir. Bazı hastaların ameliyattan sonra yaşam kalitesinin arttığı bildirilmektedir. Örneğin bir hasta, ameliyat öncesi göremediği elini artık seçebildiğini ve ev içindeki eşyaları fark edebildiğini belirtmektedir. Başka bir hasta ise ameliyat sonrası oğlunu basketbol oynarken görebildiğini söylemektedir. Yapay silikon retina ameliyatlarından sonra 3 yıl içinde rejeksiyon, enfeksiyon ve dekolman gibi olumsuz komplikasyonların görülmediğine işaret eden Dr.Chow, yaşa-bağlı makula dejeneresansı hastalarında da uygulanmasının mümkün olduğunu açıklamaktadır.
Başka bir çalışma Dr.Humayun tarafından yapılmıştır. Vision Research dergisinin Kasım 2003 sayısında yayınlanan bu çalışmada tamamen kör olan bir kişide retina implantının cerrahi olarak yerleştirilmesiyle ışığın algılanabildiği ve uygun bir kamera yardımıyla hareketlerin ve basit objelerin seçilebildiği bildirilmiştir. Fakat, her iki çalışmada da henüz istenilen yararlı görme kalitesine ulaşılamamıştır. Bu konuda uzun dönem sonuçlara gereksinim bulunmaktadır. Retina hastalığı nedeniyle kör olan hastaların, retina protezinden istifade edebilmeleri için 2010 yılına kadar beklemeleri gerektiği bildirilmektedir.

 

ÇİZGİLİ KARE TESTİ (Amsler Grid Testi)


Yaşa-bağlı sarı nokta hastalığının erken aşamasında, sarı noktada druzen'i olan ve Amsler grid testini hergün yapması gereken olgunun renkli retina fotoğrafı görülmektedir



Amsler Grid testi, maküla (sarı nokta) hastalıklarının erken tanısı ve hasta takibi için kullanılan bir testtir. Testi yapabilecek her yaş grubunda merkezi görme kalitesinin ölçüm ve değerlendirilmesi için kullanılır. Bu test siyah zemin üzerinde beyaz çizgiler veya beyaz zemin üzerinde siyah çizgiler olmak üzere iki yöntemle de uygulanabilir. Testi doktorunuzun önerisi doğrultusunda her gün yapabilirsiniz.


UYGULAMA YÖNTEMİ:

1- Kare testini, yeterli aydınlatması olan bir mekanda ve okuma mesafesinde, şeklin ortasındaki siyah nokta göz hizasına gelecek şekilde duvara asınız veya elinizde tutunuz.
2- Eğer varsa, okumak için kullandığınız yakın gözlüğü veya kontakt lensi takınız.
3-
Bir gözünüzü elinizle kapatınız ve açık olan diğer gözünüzle şeklin ortasındaki noktaya bakınız. Şemada yeralan büyük karenin her dört köşesini de görüp görmediğinizi ve küçük karelerdeki değişiklikleri not ediniz. Bu testi diğer gözünüz için de tekrarlayınız.
4- Eğer şemanın köşelerini göremiyor veya büyük kare ve küçük karelerin çizgilerinde eğrilme, dalgalanma, kırılma, bükülme, karartı ve bulanıklık görüyorsanız, sarı nokta hastalığı sizde de olabilir. Bu nedenle, en kısa zamanda, damlalı gözdibi muayenesini de içeren göz muayenesi olmanız gerekir. Farkettiğiniz değişiklikleri kalemle işaretleyiniz ve sonucu göz muayenesine gelirken getiriniz.

Çizgili kare testinin gönderilmesi ve sorularınız için e-posta adresim;

yusuf@durlu.com